trarazende

    Yöresel İnanışlarımız

    Ziyaretçi Sayısı

    028364
    Bugün
    Dün
    Bu Hafta
    Geçen Hafta
    Bu Ay
    Geçen Ay
    Bütün Günler
    37
    225
    262
    25735
    4413
    3126
    28364

    Ip Adresin: 54.226.209.201
    2018-11-19 05:33

    Yöresel İnanışlarımız

    Hıdırellez ya da Hıdrellez :  Hıdırellezde o seneyi uyuyarak veya verimsiz geçirmemek için  gün boyu uyunmaz.Türk dünyasında kutlanan mevsimlik bayramlardan biridir. Ruz-ı Hızır (Hızır günü) olarak adlandırılan Hıdırellez günü, Hızır ve İlyas’ın yeryüzünde buluştukları gün olduğu sayılarak kutlanmaktadır.[1] Hıdırellez günü, Gregoryen takvimi (Miladi takvimi)ne göre 6 Mayıs, eskiden kullanılan Rumi takvim olarak da bilinen Jülyen takvimine göre 23 Nisan günü olmaktadır. 6 Mayıs’tan başlayıp 4 Kasım’a kadar olan süre Hızır Günleri adıyla yaz mevsimini, 8 Kasım’dan 5 Mayıs’a kadar olan süre ise Kasım Günleri adıyla kış mevsimini oluşturmaktadır. Bu yüzden 5 Mayıs günü gecesi kış mevsiminin bitip sıcak yaz günlerinin başladığı anlamına gelmektedir. 

    Kızıl Öbek Türbesi : 
    Burada manevi şahsiyeti yüksek birinin yattığına inanılır ve yağmur duasına buraya çıkılır. Hemen aşağısında Ekmek Gayurduğunun Düz denen yerde de uyuyan kişilerin uyurken nezaman uyanmak isterlerse o saatte uyandırıldığına inanılır.


    Termeğü Çizme :
     Vücutta çıkan isilik benzeri kızarıklıkların etrafında arpa gezdirerek okuma işlemi. Bu işlem el almış kişiler tarafından gerçekleştirilir. Bu işlemde 15 arpa kullanılır. Arpayla kızarıklığın etrafı çizilerek duası okunur. Bu işlem çarşamba ve cumartesi günleri yapılır.


    Yel Yakma : Ağrı tedavisinde kullanılan bir yöntemdir. Yel yakan kişi el almış olmalıdır. İşlemde ateş yakılır, ateş kor olunca ersün denilen el aleti ısıtılır ve ağrıyan yer üzerinde duaları okunarak gezdirilir.  

    Kurşun Dökme : Nazara    karşı    kurşun   dökme,  halk    arasında   yaygın   olarak   uygulanan   bir gelenektir.  Tarihi   çok  eskilere   dayanır. İlk   olarak   ne    amaçla    yapıldığı,  tam  olarak   bilinmese  de  kötü  ruhları,  uğursuzlukları   kovmak  için   yapıldığı   düşünülmektedir. Kurşun Dökme   Şaman  geleneklerinden kalma  bir adettir. Şamanlar  bu işleme “Kut Dökme” anlamına gelen “Kut Kuyma” adını vermişlerdi. İnsana musallat olan kötü   ruhların   olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya yönelik olarak, çok eski dönemlerde  uygulanan  sihir  kökenli   bir   uygulamaydı. Kurşun dökme, kötü  takıntılardan kurtarma yöntemlerinden biri olarak  kullanılmış  ve günümüzde de Anadolu’da  halk  gelenekleri  arasında    yerleşik    ve   zengin   bir  şekilde   yaşamaya devam etmektedir. Bu   işlem,   genellikle ocak  adı    verilen  yerlerde    ve    nazarı    tedavi   etme    gücüne   sahip   (izinli, el  almış)   olduğunu   iddia   eden  kişilerce   yapılmaktadır.  Ocak,   babadan   anadan   oğlana,   yada  kıza “el vermek” suretiyle   aktarılabilmektedir.  Bu   ocakların   nereden,   nasıl   geldiği  bilinmemektedir.  Silsile   yoluyla  aktarılmış   bir   anlayıştır.  Ocakta   bu   işlemleri   yapan   kişiler   izinli   sayılır.  Sadece   kurşun   da   dökmezler.  Şifa   adına     her    işlemi     yaparlar. Video İçin Tıklayın

    El Verme           : Halk arasında, termeğü çizme, nazara karşı okuma, kurşun dökme güçlere sahip olduğuna inanılan kimselerin, bu güçlerini başkalarına devretmelerine de denir.

    Kalbur Yuvarlama : Yine eski Türk adetlerinden olan kalbur yuvarlamada; köylüler yokuştan aşağı kalburu (elek)yuvarlar, kalbur düz düşerse o senenin bereketli geçeceğine, ters düşerse kurak geçeceğine delalet ettiğine inanılır.

    Yağmur Duası : 
    Bahar mevsimi yağışsız geçerse mayıs ayında yağmur duasına çıkılır. Duaya çıkmadan bir hafta  önce çocuklar göde göde oynar. Kadınlar Erenlerin gaşta kurban keseler. Sonra yağmur duası için Gızıl Öbeğin Gaştaki Türbeye çıkılır kurban kesilir, taşlar okunur (taşlaar tesbih niyetine kullanılır; yaklaşık 70bin taş hocalar arasında bölünerek okunur) okuma bittikten sonra dua yapılır. Duadan sonra okunan taşlar Kara Pınardaki göle atılır ardıdan taşı götürenler içinde anasının ilk çocuğu olan kişi göle atılır.


    Arife Günü Dikiş Dikilmez :
     Arife günü özellikle çocuğu ölen anneler dikiş dikmez; sebebide ölen çocuğun cennette su taşıdığına ve anne eğer eline iyne alırsa çocuğun su taşıdığı kabın delineceğine inanılır

    Arife Günü Bitki Koparılmaz : Arife günü hiç bir şekilde cana kıyılmaması gerektiğine inanıldığı için yeşillik koparılmaz.

     Çömlek Çevirme : Çömlekte su 3 kere kaynatılır. Kaynatılan su ile bebek 3 kere yıkanır. Eğer su yetmezse ömrün kısa; su artarsa ömrün uzun olacağını gösterdiğine inanılır.

    Mezar Taşına Yatırma : Zayıf ve hasta olan bebeklerin mezar taşına yatırılır. Bebek eğer ağlarsa yaşayacağına ağlamazsa öleceğine inanılır.

     

    © 1999 Çorum İli Kargı İlçe Bademce Köyü Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Derneği
    Phizayn
    X

    Bilgi Çalmak mı?

    Ooov! Çok Ayıp! Hazırcılık yok :)